active ile ilgili cümleler

We’re not active. <----> Biz aktif değiliz.

Tom is more active. <----> Tom daha aktiftir.

Tom is very active. <----> Tom çok aktiftir.

We’re still active. <----> Hâlâ aktif durumdayız.

He is an active boy. <----> O aktif bir çocuktur.

He’s active and fit. <----> O aktif ve zinde.

I’m not very active. <----> Ben çok aktif değilim.

My mother is active. <----> Annem aktiftir.

Tom is still active. <----> Tom hâlâ aktif.

Tom was very active. <----> Tom çok aktifti.

Tom is an active boy. <----> Tom aktif bir çocuk.

I’m still very active. <----> Ben hâlâ çok aktifim.

Tom isn’t very active. <----> Tom çok aktif değil.

We’re an active group. <----> Biz etkin bir grubuz.

You have to be active. <----> Etkin olmak zorundasın.

He is an active person. <----> O aktif bir kişidir.

Tom wasn’t very active. <----> Tom çok aktif değildi.

Tom is an active person. <----> Tom aktif bir kişi.

Cats are active at night. <----> Kediler gece aktiftir.

Owls are active at night. <----> Baykuşlar geceleri aktiftir.

Tom has been very active. <----> Tom çok aktifti.

Tom leads an active life. <----> Tom aktif bir yaşam sürüyor.

Tom lives an active life. <----> Tom etkin bir yaşam sürüyor.

That student is very active. <----> O öğrenci çok aktif.

Tom is active in his church. <----> Tom kilisesinde aktif.

Tom isn’t as active as Mary. <----> Tom, Mary kadar aktif değil.

Mt. Aso is an active volcano. <----> Aso dağı aktif bir yanardağdır.

He’s quite active for his age. <----> O, yaşına göre oldukça aktiftir.

At seventy, he is still active. <----> Yetmişinde hâlâ aktif.

He’s active doing charity work. <----> O hayır işi yapmada aktiftir.

Tom is very active for his age. <----> Tom yaşına göre çok aktif.

The stock market is very active. <----> Borsa çok hareketlidir.

Tom is active in local politics. <----> Tom yerel siyasette aktiftir.

Tom is quite active for his age. <----> Tom yaşına göre çok aktif.

Are you still politically active? <----> Hala siyasi olarak aktif misin?

Our city sits on an active fault. <----> ޞehrimiz aktif bir fay hattı üzerindedir.

Some animals are active at night. <----> Bazı hayvanlar geceleri aktiftir.

The investigation is still active. <----> Soruşturma halen aktiftir.

Tom has an over-active imagination. <----> Tom aşırı aktif bir hayal gücüne sahiptir.

Tom leads a relatively active life. <----> Tom nispeten aktif bir yaşam sürüyor.

Aren’t you still politically active? <----> Sen hâlâ politik olarak aktif misin?

Aren’t you still politically active? <----> Hâlâ siyasi olarak aktif değil misin?

Mary is less active than her sister. <----> Mary kızkardeşinden daha aktiftir.

The volcano has become active again. <----> Volkan tekrar aktif hale geldi.

Tom isn’t as active as he used to be. <----> Tom eskisi kadar aktif değil.

Are you an active member of the union? <----> Birliğin aktif bir üyesi misiniz?

Some animals are very active at night. <----> Bazı hayvanlar gece çok aktiftir.

He became active in the Republican Party. <----> Cumhuriyetçi Parti’de faaliyet gösterdi.

My grandfather is still active at eighty. <----> Büyük babam seksen yaşında hâlâ aktif.

There are many active volcanoes in Japan. <----> Japonya’da çok sayıda aktif volkan vardır.

What is the active ingredient in aspirin? <----> Aspirindeki etken madde nedir?

He is not the active person he used to be. <----> O, eskisi gibi aktif bir kişi değil.

At seventy, my father is still very active. <----> Yetmiş yaşındaki babam hala çok aktif.

He played an active part in the revolution. <----> Devrimde etkin bir rol oynadı.

I want the young members to be more active. <----> Genç üyelerin daha aktif olmasını istiyorum.

Tom is not the active person he used to be. <----> Tom eskiden olduğu kadar aktif kişi değil.

I think that China will play an active role. <----> Çin’in aktif bir rol oynayacağını düşünüyorum.

Grandfather is still very active for his age. <----> Büyükbaba kendi yaşı için hâlâ çok aktif.

My grandmother is still very active at eighty-five. <----> Büyükannem seksen beş yaşında hâlâ çok aktif.

She took an active part in the women’s lib movement. <----> O, kadınların özgürlük hareketinde aktif bir rol aldı.

At 90, Tom’s grandmother still leads a very active life. <----> Doksan yaşında, Tom’un büyükannesi hâlâ çok aktif bir hayat sürdürüyor.

We should play a more active role in combating global warming. <----> Küresel ısınmayla mücadelede daha aktif bir rol oynamalıyız.

The Sakurajima Volcano in Japan is one of the most active volcanoes in the world. <----> Japonya’daki Sakurajima volkanı dünyadaki en aktif volkanlardan biridir.

Tom plays an active role in local politics and intends to run for the position of mayor next year. <----> Tom yerel politikada aktif bir rol oynuyor ve gelecek yıl belediye başkanlığı için aday olmayı planlıyor.