admire ile ilgili cümleler

I admire his wit. <----> Onun ince zekasına hayranım.

Tom admired Mary. <----> Tom Mary’ye hayran kaldı.

Tom admires Mary. <----> Tom Mary’yi beğeniyor.

I admire Tom a lot. <----> Tom’a çok hayranım.

I admire them both. <----> Onların her ikisine de hayranım.

I admire his talent. <----> Ben onun yeteneğine hayranım.

I admire your pluck. <----> Senin yürekliliğine hayranım.

I really admire Tom. <----> Tom’a gerçekten hayranım.

I really admire you. <----> Sizi gerçekten takdir ediyorum.

You have an admirer. <----> Bir hayranınız var.

I admire her efforts. <----> Onun çabalarına hayranım.

I admire his courage. <----> Onun cesaretine hayranım.

I admire your talent. <----> Ben senin yeteneğine hayranım.

I admired Tom’s work. <----> Tom’un işini çok beğendim.

I used to admire Tom. <----> Ben Tom’a hayrandım.

I want to be admired. <----> Takdir edilmek istiyorum.

He admired my new car. <----> O, benim yeni arabama hayran kaldı.

I admire what Tom did. <----> Tom’un yaptığına hayranım.

I admire your courage. <----> Ben cesaretine hayranım.

I admire Tom very much. <----> Ben Tom’a çok fazla hayranlık duyarım.

I admire your ambition. <----> Ben senin hırsına hayranım.

I admire your tenacity. <----> Senin azmine hayranım.

They admire each other. <----> Onlar birbirlerine hayrandır.

They admire her deeply. <----> Onlar ona yürekten hayrandır.

We admire your loyalty. <----> Sadakatınızı takdir ediyoruz.

Who doesn’t admire Tom? <----> Tom’u kim beğenmiyor?

I admire Tom’s tenacity. <----> Tom’un azimliliğine hayranım.

I admire Tom’s tenacity. <----> Tom’un azmine hayranım.

I admire your restraint. <----> Ben senin kısıtlamana hayranım.

I have long admired Tom. <----> Tom’a uzun süre hayran kaldım.

I’ve always admired Tom. <----> Her zaman Tom’a hayran oldum.

I’ve always admired you. <----> Her zaman sana hayran oldum.

They admired each other. <----> Onlar birbirlerine hayran kaldılar.

Tom admired Mary’s work. <----> Tom Mary’nin işine hayran kaldı.

Tom is someone I admire. <----> Tom hayran olduğum birisi.

Tom wants to be admired. <----> Tom beğenilmek istiyor.

I admire their ingenuity. <----> Onların marifetine hayranım.

I admire your confidence. <----> Ben senin güvenine hayranım.

I admire your dedication. <----> Ben senin ithafına hayranım.

I admire your work ethic. <----> Ben senin iş ahlakına hayranım.

Tom has a secret admirer. <----> Tom’un gizli bir hayranı var.

Tom is a person I admire. <----> Tom benim hayran olduğum bir kişidir.

I admire Tom a great deal. <----> Tom’a bir hayli hayranım.

I admire Tom’s dedication. <----> Tom’un bağlılığına hayranım.

You admire Tom, don’t you? <----> Tom’a hayransın, değil mi?

You have a secret admirer. <----> Senin gizli bir hayranın var.

Tom admired Mary’s courage. <----> Tom Mary’nin cesaretine hayran oldu.

I admire Tom’s perseverance. <----> Tom’un sebatına hayranım.

I admire his forthrightness. <----> Onun doğruluğuna hayranım.

I admire your determination. <----> Kararlılığına hayranım.

I admire your scruples, Tom. <----> Kuşkularına hayranım, Tom.

Everyone admired his courage. <----> Herkes onun cesaretine hayran kaldı.

He admired his friend’s work. <----> Arkadaşının işine hayran kaldı.

I admire Tom for many things. <----> Birçok şey için Tom’a hayranım.

I admire him for his courage. <----> Onun cesareti için ona hayranım.

I’ve admired Tom for a while. <----> Bir süredir Tom’a hayran oldum.

I’ve always admired you, Tom. <----> Sana her zaman hayran kaldım.

Everybody admired his courage. <----> Herkes onun cesaretine hayran kaldı.

I admire his skill at driving. <----> Onun sürüş becerisine hayranım.

I admire you for your courage. <----> Cesaretin için sana hayranım.

I’ve always admired you a lot. <----> Seni her zaman çok takdir ettim.

I’ve always admired you a lot. <----> Sana her zaman hayranlık duydum.

We admire her for her bravery. <----> Biz onun cesareti için ona hayranız.

Tom and Mary admire each other. <----> Tom ve Mary birbirlerine hayranlar.

Tom is someone I really admire. <----> Tom gerçekten hayran olduğum biri.

I’ve admired you for many years. <----> Yıllardır sana hayranım.

They admired the lovely scenery. <----> Onlar güzel manzaraya hayran kaldı.

They are surrounded by admirers. <----> Onlar hayranları tarafından çevrildi.

Tom is a great admirer of yours. <----> Tom senin büyük bir hayranın.

Tom is a person I really admire. <----> Tom gerçekten hayran olduğum bir kişi.

We admired the beautiful sunset. <----> Güzel gün batımına hayran kaldık.

We admired the view of Mt. Fuji. <----> Fuji Dağı’nın manzarasına hayran kaldık.

I think Tom has a secret admirer. <----> Tom’un gizli bir hayranı olduğunu düşünüyorum.

I’m a great admirer of your work. <----> Senin eserinin büyük bir hayranıyım.

I’ve admired Tom for a long time. <----> Uzun bir süredir Tom’a hayranım.

Tom admired Mary for her bravery. <----> Tom onun cesareti için Mary’ye hayran.

Tom admired Mary for her courage. <----> Tom cesaretinden dolayı Mary’ye hayran.

Tom admires Mary for her honesty. <----> Tom onun dürüstlüğünden dolayı Mary’ye hayran.

Everyone who knew him admired him. <----> Onu tanıyan herkes ona hayrandı.

I know who your secret admirer is. <----> Senin gizli hayranının kim olduğunu biliyorum.

I’ve always admired your patience. <----> Her zaman sabrına hayran kaldım.

I, as an American, admire Lincoln. <----> Ben bir Amerikalı olarak, Lincoln’a hayranım.

No one admires him more than I do. <----> Kimse benden daha fazla ona hayran değildir.

Tom really admired Mary’s courage. <----> Tom Mary’nin cesaretine gerçekten hayran kaldı.

I have to say I admire your spirit. <----> Senin ruhuna hayran olduğumu söylemek zorundayım.

I’ve always admired you enormously. <----> Sana her zaman çok hayran oldum.

Tom admired the flower arrangement. <----> Tom çiçek aranjmanına hayran kaldı.

Tom admired the flower arrangement. <----> Tom çiçek düzenlemesine hayran kaldı.

Tom admires Mary’s singing ability. <----> Tom, Mary’nin şarkı söyleme yeteneğine hayran.

He’s the novelist I admire the most. <----> En çok hayran olduğum romancıdır.

I admire him, in spite of his faults. <----> Ben onun hatalarına rağmen, ona hayranım.

I’ve heard you have a secret admirer. <----> Senin gizli bir hayranın olduğunu duydum.

She never forgets to admire our baby. <----> O, bebeğimizi beğenmeyi asla unutmaz.

We admired the beauty of the scenery. <----> Manzaranın güzelliğine hayran kaldık.

What do you admire the most about Tom? <----> Tom hakkında en çok neyi beğenirsin?

There was no one who did not admire him. <----> Ona hayran olmayan hiç kimse yoktu.

Visitors to Switzerland admire the Alps. <----> İsviçre’ye gelen ziyaretçiler Alp dağlarına hayran kalırlar.

I am a great admirer of American culture. <----> Ben Amerikan kültürünün büyük bir hayranıyım.

I heard that you’ve got a secret admirer. <----> Gizli bir hayranın olduğunu duydum.

They admired the fine view from the hill. <----> Tepeden güzel manzaraya hayran kaldılar.

What qualities do you most admire in Tom? <----> Tom’da en çok hangi niteliklere hayransın.

Mary received a note from a secret admirer. <----> Mary gizli bir hayranından bir not aldı.

They admired the scenic view from the hill. <----> Onlar tepeden doğal görünüme hayran oldu.

He was such a bright boy others admired him. <----> Öylesine parlak bir çocuktu ki diğerleri ona hayrandı.

Because I admired his courage, I trusted him. <----> Onun cesaretine hayran olduğum için, ona güvendim.

Everyone admires the pictures painted by him. <----> Herkes onun tarafından yapılan resimlere hayrandır.

I admire your perseverance and determination. <----> Ben senin azim ve kararlılığına hayranım.

Lincoln is admired because of his leadership. <----> Lincoln liderliği yüzünden takdir edilmektedir.

Tom didn’t know that he had a secret admirer. <----> Tom gizli bir hayranı olduğunu bilmiyordu.

I couldn’t help but admire Tom’s perseverance. <----> Tom’un sabrına hayran olmaktan kendimi alamadım.

A fool always finds a greater fool to admire him. <----> Bir aptal her zaman kendisine hayran olacak daha büyük bir aptal bulur.

I admire people who express their opinions frankly. <----> Ben görüşlerini dürüstçe ifade eden insanlara hayranım.

Tom and Mary admired the scenery as they held hands. <----> Tom ve Mary el ele tutuşurken manzaraya hayran kaldılar.

You can’t do anything other than admire his courage. <----> Onun cesaretini takdir etmekten başka bir şey yapamazsın.

Some of his students admired him, and others despised him. <----> Bazı öğrencileri ona hayrandı, diğerleri ise onu küçümsüyordu.

His old company gave him the shaft. But I admire the way he turned bad luck into good and did even better with his own business. <----> Eski şirketi ona kazık attı. Fakat onun kötü şansını iyiye çevirmesine ve kendi işinde daha da iyisini yapmasına hayranım.