beauty ile ilgili cümleler

She is no beauty. <----> O güzel bir kız değildir.

She’s also a beauty. <----> O da güzel bir genç kadındı.

beauty is subjective. <----> Güzellik özneldir.

She is a real beauty. <----> O gerçek bir güzellik.

Mary is a real beauty. <----> Mary gerçek bir güzelliktir.

beauty isn’t important. <----> Güzellik önemli değildir.

She runs a beauty shop. <----> O bir güzellik salonu çalıştırıyor.

beauty is but skin deep. <----> Güzellik sadece yüzeyseldir.

She is a regular beauty. <----> O düzenli bir güzellik.

beauty is only skin deep. <----> Aslolan iç güzelliği.

It’s not a beauty contest. <----> Bu bir güzellik yarışması değil.

She has an eye for beauty. <----> O, güzellikten anlar.

That car is a real beauty. <----> O araba gerçek bir güzelliktir.

Her beauty is incomparable. <----> Onun güzelliği kıyaslanamaz.

Her beauty is incomparable. <----> Onun güzelliği eşsizdir.

I was struck by her beauty. <----> Onun güzelliği tarafından çarpıldım.

She has no sense of beauty. <----> Onun güzellik duygusu yoktur.

She is aware of her beauty. <----> O, güzelliğinin farkında.

She won the beauty contest. <----> Güzellik yarışmasını kazandı.

beauty such as hers is rare. <----> Onunki gibi güzellik nadirdir.

Her beauty is indescribable. <----> Onun güzelliği tarif edilemez.

His sister is a real beauty. <----> Onun kız kardeşi, gerçek bir güzelliktir.

Mary won the beauty contest. <----> Mary güzellik yarışmasını kazandı.

She was a beauty in her day. <----> O, zamanında güzel bir kadındı.

She’s unaware of her beauty. <----> O güzelliğinin farkında değil.

He was stunned by her beauty. <----> Onun güzelliği ile sersemdi.

His new car is a real beauty. <----> Onun yeni arabası gerçek bir güzelliktir.

Her beauty drew his attention. <----> Onun güzelliği, dikkatini çekti.

Mary went to the beauty salon. <----> Mary güzellik salonuna gitti.

True beauty comes from within. <----> Gerçek güzellik içten gelir.

I was captivated by her beauty. <----> Onun güzelliği tarafından etkilendim.

I was fascinated by her beauty. <----> Onun güzelliği tarafından büyülendim.

She is a woman of great beauty. <----> O, mükemmel güzelliğe sahip bir kadındır.

She is not aware of her beauty. <----> O, güzelliğinin farkında değil.

She’s a beauty from a distance. <----> Ona uzaktan bakıldığında, o güzeldir.

Her beauty cast a spell over him. <----> Onun güzelliği onu büyüledi.

The beauty is beyond description. <----> Güzellik tanımın ötesindedir.

The beauty of nature is precious. <----> Doğanın güzelliği değerlidir.

Words cannot describe the beauty. <----> Kelimeler güzelliği tanımlayamaz.

He was fascinated with her beauty. <----> O, onun güzelliği ile büyülendi.

Her beauty was beyond description. <----> Onun güzelliği açıklama ötesinde idi.

Mary prided herself on her beauty. <----> Mary güzelliği ile övündü.

There are many examples of beauty. <----> Çok sayıda güzellik örnekleri vardır.

Mary was unaware of her own beauty. <----> Mary kendi güzelliğinden habersizdi.

Mary was unaware of her own beauty. <----> Mary kendi güzelliğinin farkında değildi.

Truth is more important than beauty. <----> Gerçek güzellikten daha önemlidir.

beauty is in the eye of the beholder. <----> Güzellik, görendedir.

He is enchanted by the girl’s beauty. <----> Kızın güzelliğinden mest oldu.

Lake Towada is famous for its beauty. <----> Towada Gölü güzelliği ile ünlüdür.

Seen from a distance, she’s a beauty. <----> Uzaktan bakıldığında o güzel bir kadındır.

We admired the beauty of the scenery. <----> Manzaranın güzelliğine hayran kaldık.

Japan is famous for her scenic beauty. <----> Japonya manzara güzelliğiyle ünlüdür.

Japan is famous for its scenic beauty. <----> Japonya doğal güzelliği ile ünlüdür.

My mother has gone to the beauty shop. <----> Annem güzellik salonuna gitti.

Her beauty exposed her to many dangers. <----> Onun güzelliği onu birçok tehlikeye maruz bıraktı.

Nature endowed her with wit and beauty. <----> Doğa ona zeka ve güzellik vermiş.

She participated in the beauty contest. <----> Güzellik yarışmasına katıldı.

She will be a beauty when she grows up. <----> O büyüdüğünde güzel bir kız olacak.

There are many different kinds of beauty. <----> Pek çok farklı güzellik türü vardır.

This place is famous for its scenic beauty. <----> Bu yer manzarasının güzelliği ile ünlüdür.

Switzerland is famous for its scenic beauty. <----> İsviçre doğal güzelliği ile ünlüdür.

The secret of her beauty is her naturalness. <----> Güzelliğinin sırrı doğallığıdır.

She plans to take part in the beauty contest. <----> Güzellik yarışmasına katılmayı planlıyor.

There are three beauty salons on this street. <----> Bu caddede üç tane güzellik salonu var.

I am not so stupid as to deny its great beauty. <----> Ben onun harika güzelliğini reddedecek kadar aptal değilim.

Our perception of beauty has changed over time. <----> Güzellik algısı zamanla değişti.

She intends to participate in a beauty contest. <----> O bir güzellik yarışmasına katılmak niyetinde.

The beauty of the scenery is beyond description. <----> Manzaranın güzelliği kelimelerle anlatılamaz.

Could you suggest a good beauty parlor near here? <----> Buraya yakın iyi bir güzellik salonu önerebilir misin?

She goes to the beauty salon at least once a week. <----> Haftada en az bir kez güzellik salonuna gider.

The presidential election is not a beauty contest. <----> Başkanlık seçimi güzellik yarışması değildir.

The artistic beauty of the garden is truly amazing. <----> Bahçenin sanatsal güzelliği gerçekten şaşırtıcı.

The big ugly tree destroys the beauty of the house. <----> Büyük çirkin ağaç evin güzelliğini yok eder.

She is a beauty, admittedly, but she has her faults. <----> Hiç kuşkusuz o bir güzel, ama onun hataları var.

To appreciate her beauty, you have only to look at her. <----> Onun güzelliğini takdir etmek için sadece ona bakmak zorundasın.

Mary has spent thousands of dollars on beauty products over the years. <----> Mary yıllar boyunca güzellik ürünlerine binlerce dolar harcadı.

This site is full of exercises for second (2nd) grade students. These exercises are online and interactive. 2nd grade math exercises
You can learn English words in context: use in a sentence and in a sentence