believe in a sentence

I believe in God. — Ben Tanrı’ya inanıyorum.

I believe in God. — Ben Allah’a inanıyorum.

I believe in Tom. — Ben Tom’a inanıyorum.

I believe in him. — Ona inanıyorum.

I believe in you. — Sana inanıyorum.

I believe in you. — Ben size inanıyorum.

I do believe you. — Sana inanıyorum.

I do believe you. — Elbette sana inanıyorum.

I do believe you. — Elbette size inanıyorum.

They believe you. — Onlar sana inanıyorlar.

They believe you. — Sana inanıyorlar.

Do you believe it? — Buna inanıyor musun?

Do you believe me? — Bana inanıyor musun?

Don’t believe Tom. — Tom’a inanma.

Don’t believe him. — Ona inanma!

Don’t believe him. — Ona inanmayın.

I believe in fate. — Ben kadere inanıyorum.

I believe in love. — Aşka inanıyorum.

I believe in that. — Ben ona inanıyorum.

I believe in this. — Ben buna inanıyorum.

I do believe that. — Ona inanıyorum.

I want to believe. — İnanmak istiyorum.

Please believe me. — İnan bana lütfen.

We believe in God. — Biz Allah’a inanıyoruz.

We believe in you. — Size inanıyoruz.

Can you believe it? — Ona inanabiliyor musun?

Did Tom believe it? — Tom buna inandı mı?

Do you believe Tom? — Tom’a inanıyor musunuz?

Do you believe him? — Ona inanıyor musun?

Don’t believe that. — Ona inanma.

Don’t believe them. — Onlara inanma.

Don’t believe them. — Onlara inanmayın.

Don’t believe this. — Buna inanma.

I believe all that. — Hepsine inanıyorum.

I believe in magic. — Ben büyüye inanıyorum.

I believe in peace. — Barışa inanıyorum.

I can believe that. — Ona inanabilirim.

I can’t believe it! — Ben ona inanamıyorum!

I can’t believe it. — Ona inanamıyorum.

I don’t believe it! — Buna inanmıyorum!

I don’t believe it. — Buna inanmıyorum.

I don’t believe so. — Ben öyle olduğuna inanmıyorum.

Who do you believe? — Kime inanıyorsun?

You can believe me. — Bana inanabilirsin.

believe in yourself. — Kendine inan.

Can we believe that? — Ona inanabilir miyiz?

Can we believe them? — Onlara inanabilir miyiz?

Can you believe Tom? — Tom’a inanabiliyor musun?

Did Tom believe you? — Tom sana inandı mı?

Did you believe Tom? — Tom’a inandın mı?

Do you believe that? — Buna inanıyor musun?

Do you believe this? — Buna inanıyor musun?

Does Tom believe me? — Tom bana inanıyor mu?

He won’t believe it. — Ona inanmaz.

I believe Tom knows. — Tom’un bildiğine inanıyorum.

I believe her story. — Ben onun hikayesine inanıyorum.

I believe in ghosts. — Hayaletlere inanırım.

I believe in myself. — Kendime güveniyorum.

I believe in myself. — Kendime inanıyorum.

I believe in people. — İnsanlara inanıyorum.

I can’t believe Tom. — Tom’a inanamam.

I can’t believe Tom. — Tom’a inanamıyorum.

I can’t believe you. — Sana inanamam.

I didn’t believe it. — Ona inanmadım.

I don’t believe Tom. — Tom’a inanmıyorum.

I don’t believe you. — Sana inanmıyorum.

I don’t believe you. — Ben size inanmıyorum.

I really believe it. — Gerçekten buna inanıyorum.

They believe in God. — Onlar Tanrı’ya inanırlar.

They believe in God. — Onlar Allah’a inanırlar.

We believe you, Tom. — Sana inanıyoruz, Tom.

We don’t believe it. — Buna inanmıyoruz.

We don’t believe so. — Bu yüzden inanmıyoruz.

What do you believe? — Neye inanıyorsun?

Who’ll believe that? — Ona kim inanacak?

You can believe him. — Ona güvenebilirsin.

You can believe him. — Ona inanabilirsin.

You can believe him. — Ona inanabilirsiniz.

You must believe me. — Bana inanmalısın.

You must believe me. — Bana inanmak zorundasın.

You must believe me. — Bana inanman gerekiyor.

believe me, I get it. — İnanın bana, anlıyorum.

Can you believe that? — Ona inanabiliyor musun?

Can you believe them? — Onlara inanabilir misin?

Can you believe this? — Buna inanabiliyor musun?

Don’t you believe me? — Bana inanmıyor musunuz?

I almost believe you. — Neredeyse size inanıyorum.

I already believe it. — Zaten ona inanıyorum.

I always believe you. — Ben her zaman sana inanırım.

I believe that story. — Ben o hikayeye inanıyorum.

I believe your story. — Hikayene inanıyorum.

I can’t believe that. — Ben ona inanamıyorum.

I can’t believe this. — Buna inanamıyorum.

I didn’t believe Tom. — Tom’a inanmadım.

I didn’t believe you. — Sana inanmadım.

I didn’t believe you. — Size inanmadım.

I don’t believe that. — Buna inanmıyorum.

I don’t believe that. — Buna inanmam.

I don’t believe this. — Buna inanmıyorum.

I said I believe you. — Sana inandığımı söyledim.