believing ile ilgili cümleler

Seeing is believing. — Görmek inanmaktır.

Thanks for believing in me. — Bana inandığın için teşekkürler.

I’m having trouble believing it. — Buna inanmakta sorun yaşıyorum.

I still have trouble believing it. — Ben hâlâ ona inanmakta sorun yaşıyorum.

They say that seeing is believing. — Onlar görmek inanmaktır diyorlar.

He has good grounds for believing that. — Ona inanmak için onun iyi dayanakları var.

I’m having trouble believing it myself. — Kendime inanmakta zorlanıyorum.

I want to thank you again for believing me. — Bana inandığın için sana tekrar teşekkür etmek istiyorum.

Tom has a hard time believing anything Mary says. — Tom Mary’nin söylediğine inanarak zor zaman geçiriyor.

We are not alone in believing that he is not guilty. — Kendisinin suçlu olmadığına inanmakta yalnız değiliz.

Tom had trouble believing that Mary actually liked him. — Tom’un Mary’nin gerçekten onu sevdiğine inanma sorunu vardı.

We are alone in believing that she is a beautiful woman. — Onun güzel bir kadın olduğuna inanmakta yalnızız.

How old were you when you stopped believing in Santa Claus? — Noel Baba’ya inanmayı bıraktığında kaç yaşındaydın?

Tom had trouble believing that Mary would actually want to go out with him. — Tom’un Mary’nin gerçekten onunla birlikte çıkmak isteyeceğine inanma sorunu vardı.

A fault common to scientists is mistakenly believing that every problem has a technical solution. — Bilim adamlarına göre yaygın bir hata her problemin teknik bir çözümü var olduğuna yanlışlıkla inanmaktır.