belt ile ilgili cümleler

Give me your belt. <----> Bana kemerini ver.

The belt is brown. <----> Kemer kahverengidir.

Fasten your seat belt. <----> Emniyet kemerini bağla.

He unbuckled his belt. <----> O, kemerini çözdü.

Put your seat belt on. <----> Emniyet kemerini tak.

Tom loosened his belt. <----> Tom kemerini gevşetti.

Tom took his belt off. <----> Tom kemerini çıkardı.

Tom took off his belt. <----> Tom kemerini çıkardı.

That is a leather belt. <----> O deri bir kemer.

Tom unbuckled his belt. <----> Tom kemerini çözdü.

I forgot to wear a belt. <----> Bir kemer takmayı unuttum.

Tom replaced a fan belt. <----> Tom fan kayışını değiştirdi.

Unbuckle your seat belt. <----> Emniyet kemerini çöz.

Tom isn’t wearing a belt. <----> Tom bir kemer takmıyor.

I have to tighten my belt. <----> Ben kemerimi sıkmak zorundayım.

Tom is looking for a belt. <----> Tom bir kemer arıyor.

Tom wasn’t wearing a belt. <----> Tom kemer takmıyordu.

I’m a black belt in karate. <----> Ben karatede siyah kuşağım.

Tom fastened his seat belt. <----> Tom emniyet kemerini bağladı.

Is that the belt I gave you? <----> O sana verdiğim kemer mi?

Tom lives in the Bible belt. <----> Tom, İncil kuşağında yaşıyor.

Tom was wearing a seat belt. <----> Tom bir emniyet kemeri takıyordu.

You should put your belt on. <----> Kemerini takmalısın.

Please fasten your seat belt. <----> Lütfen emniyet kemerinizi bağlayın.

Tom has a black belt in judo. <----> Tom’un judoda siyah kuşağı vardır.

Fasten your seat belt, please. <----> Emniyet kemerini tak, lütfen.

I didn’t have my seat belt on. <----> Emniyet kemerimi takmadım.

This belt fits me too tightly. <----> Bu kemer bana çok sıkı biçimde geliyor.

Tom has a black belt in karate. <----> Tom’un karate’de siyah kuşağı var.

Tom isn’t wearing a belt today. <----> Tom bugün kemer takmıyor.

Tom wasn’t wearing a seat belt. <----> Tom emniyet kemeri takmıyordu.

Tom whipped Mary with his belt. <----> Tom, Mary’ye kemeriyle vurdu.

Tom whipped Mary with his belt. <----> Tom, Mary’yi kemeriyle kırbaçladı.

I’m going to buy a leather belt. <----> Ben bir deri kemer satın alacağım.

I like the one with a white belt. <----> Beyaz kemerli olanı seviyorum.

I wish I had had my seat belt on. <----> Keşke emniyet kemerimi taksaydım.

Tom wasn’t wearing his seat belt. <----> Tom emniyet kemerini takmıyordu.

My pants fall down without a belt. <----> Kemer olmayınca pantolonum aşağı düştü.

Tom pulled his gun out of his belt. <----> Tom belinden silahını çekti.

Tom asked me where I bought my belt. <----> Tom bana kemerimi nereden aldığımı sordu.

Luckily, Tom was wearing his seat belt. <----> Neyse ki, Tom emniyet kemerini takıyordu.

She advised him to fasten his seat belt. <----> O ona emniyet kemerini bağlamasını tavsiye etti.

A belt keeps your pants from falling down. <----> Kemer pantolonunun düşmesini önler.

Please make sure your seat belt is fastened. <----> Lütfen emniyet kemerinizi taktığınızdan emin olunuz.

The red belt goes well with her black dress. <----> Kırmızı kemer onun siyah elbisesine uyar.

She is wearing a leather belt around her waist. <----> Beline deri kemer takıyor.

Since I lost a little weight, my belt got loose. <----> Biraz kilo kaybettiğimden beri kemerim gevşedi.

Tom unbuckled his seat belt and got out of the car. <----> Tom emniyet kemerini açtı ve arabadan indi.

The red belt makes her black dress look even better. <----> Kırmızı kemer onu siyah kıyafetini daha da iyi görünmesini sağlar.

Please fasten your seat belt during takeoff and landing. <----> Lütfen kalkış ve iniş sırasında emniyet kemerinizi bağlayın.

Please secure your seat belt during takeoff and landing. <----> Lütfen kalkış ve iniş sırasında emniyet kemerinizi takın.

Please make sure that your seat belt is securely fastened. <----> Emniyet kemerinizin güvenle bağlanmış olduğundan emin olun.

Tom hanged himself using the belt that Mary had given him. <----> Tom Mary’nin ona verdiği kemeri kullanarak kendini astı.

Tom put on so much weight that he had to get a bigger belt. <----> Tom o kadar çok kilo aldı ki daha büyük bir kemer almak zorunda kaldı.

Tom would still be alive if he had been wearing his seat belt. <----> Emniyet kemerini takıyor olsaydı Tom hala hayatta olacaktı.

You should always wear a seat belt when you are riding in a car. <----> Arabaya bindiğinde her zaman bir emniyet kemeri takmalısın.

If Tom had been wearing his seat belt, he wouldn’t have been injured so badly. <----> Tom emniyet kemerini takıyor olsaydı o kadar kötü yaralanmazdı.

Tom pulled into the driveway, unfastened his seat belt and got out of the car. <----> Tom arabayı parka çekti, emniyet kemerini açtı ve indi.

He would still be alive if he had been wearing his seat belt when the car crashed. <----> Araba çarptığında o, emniyet kemerini takıyor olsaydı hala hayatta olurdu.