ÝNGÝLÝZCE VÝDEO DERSLER VE KELÝME EZBER
Ýngilizce video dersler ve kelime ezber

www.ingilizceders.biz

 

ANA SAYFA                                     Adjectives

Diğer Gramer Konuları     

 

 Modals, Tenses, adverbial clauses

Noun Clauses, If Clauses Articles, Pronouns,Adjectives, adverbs , pronouns, gerund infinitive Relative clause, nouns pronouns Active Passive

 

 

 

 

 

 

 








So and Such

 

“So ve such” niteledikleri kelimelere “çok” anlamı verir. “So” dan sonra sıfat ve zarf; “such” tan sonra sadece sıfat tamlaması (sıfat + isim) gelir.

 

·          Your house is so beautiful[A1]  (sıfat)

·          I'm waiting him so patiently[A2]   (zarf)

 

·          That's such a boring film[A3]   (tekil isim)

·          Oh Suna, you're such an idiot[A4] 

 

·          They are such clever students[A5]  (çoğul isim)

·          She makes such wonderful cakes[A6] .

http://www.ingilizceders.biz sitesinden alınmıştır

 

Duruma gore şaşırma ifadesi olarak da kullanılabilirler.

 

·          Fenerbahçe has won the match. I didn’t expect them to play so well[A7] .

 

·          Why did you wait  for him such a long time[A8] 

 

“Such” kelimesinden sonra doğrudan isim kullanılabilir. Anlamı “şöyle, böyle, öyle”dir.

 

·          Some students worry about OSS exam very much. Such students should be helped by their parents[A9] 

 

·          … I don’t like such people[A10] 

 

http://www.ingilizceders.biz sitesinden alınmıştır

 

Adverb Clause of Result “so....that, such ....that”

(Such / so ………..that ile Sonuç Cümlecikleri)

 

 

So + adjective + that

 

*        Their dog was so fierce that no one dared  to come near it. [i11] 

 

*        Taner was so excited that he couldn’t sleep  last night.[i12] 

             

http://www.ingilizceders.biz sitesinden alınmıştır

 

So + adverb + that

 

*        The snow fell so fast that our footsteps were soon covered up. [i13]              

                 

*        His speech went on so long that people began to fall asleep.[i14]                               

 

*        Our neighbours play their radio so loudly that we can’t sleep.[i15]                                                    

 

So + adjective + a\an   Noun  + that

 

*        It is so good a story that I’ll never forget it.[i16] 

 

*        He is so honest a man that he never tells lies[i17] 

 

http://www.ingilizceders.biz sitesinden alınmıştır

So + many\little\much\few + Noun +that

 

“Many” ve “Few” sayılabilir isimlerle kullanılır.” Little” ve “much” ise sayılamayanlarla kullanılır.

 

*        There was so much dust that we couldn’t  see what was happening. [i18]     

                            

*        He made so many mistakes that I’m really disappointed.[i19] 

 

*        He made so few mistakes that we are all surprised.[i20] 

 

*        She has so little patience that he can’t tolerate any noise.[i21] 

 

 

Such + adjective + Noun + that

 

*        They had such a fierce dog that no one dared to go near their house. [i22]                                                                                                  

*        He spoke for such a long time that people began to fall asleep. [i23]                                     

*        They are such  careful students that they rarely make mistakes.[i24] 

 

*        He writes with such great care that he rarely makes mistakes[i25] 

 

Such +a lot of / a few / a little

 

*        There are such a lot of films to see that I can buy new one.

 

*        I'd put on such a lot of weight that I couldn't get into my trousers

 

*        I can’t buy that with such a little Money.

 

 

to be + such that

 

*        His courage is such that even his enemies admire him.[i26] 

 

*        Her patience is such that you can never see him shouting.[i27] 

 

http://www.ingilizceders.biz sitesinden alınmıştır

 


 [A1]Evin çok güzel.

 [A2]Sabırla bekliyorum.

 [A3]Çok sıkıcı bir film.

 [A4]Yapma Suna! Çok aptalsın

 [A5]Çok akıllı öğrenciler.

 [A6]Harika kekler yapar.

 [A7]FB maçı kazandı. Bu kadar iyi oynayabilecekelrini ummazdım.

 [A8]Bu kadar uzun süre niye onu bekledin?

 [A9]Bazı öğrenciler ÖSS sınavı için çok endişelenirler. Böyle öğrencilere anne babaları tarafından yardım edilmelidir.

 [A10]… Öyle insanları sevem.

 [i11]Köpekleri öyle azgındı ki, kimse yanına yaklaşmaya cesaret edemiyordu.

 [i12]Taner öyle çok heyecanlanmıştı ki, dün gece uyuyamadı.

 

 [i13]Kar öyle hızlı yağıyordu ki, ayak izlerimizin üstü az sonra kapanıyordu.

 [i14]Konuşması öyle uzun sürdü ki, millet uyuklamaya başladı.)

 [i15]Komşularımız öyle sesli radyo çalarlar ki, uyuyamayız.

 [i16]Öyle güzel bir hikaye ki asla unutmayacağım.

 [i17]Öyle dürüst adamdırki asla yalan söylemez.

 [i18]Öylesine çok toz vardı ki, ne olup bittiğini göremiyorduk.

 [i19]O kadar çok hata yaptı ki hayal kırıklığına uğradım.

 [i20]O kadar az hata yaptı ki hepimiz şaşırdık.

 [i21]O kadar az sabrı var ki gürültüye katlanamaz.

 [i22]Öyle azgın bir köpekleri vardı ki, kimse onların evine yaklaşmaya cesaret edemiyordu.

 [i23]Öyle uzun konuştu ki, millet uyuklamaya başladı.

 [i24]O kadar dikkatli bir öğrenciler ki nadiren hata yaparlar.

 [i25]O kadar dikkatli yazı yazar  ki nadiren hata yapar.

 [i26]Cesareti öyledir ki düşmanları bile ona hayran olur.

 [i27]Öyle bir sabrı vardır ki onu bağırırken asla göremezsin.



ÝNGÝLÝZCE VÝDEO DERSLER VE KELÝME EZBER
Ýngilizce video dersler ve kelime ezber