ÝNGÝLÝZCE VÝDEO DERSLER VE KELÝME EZBER
Ýngilizce video dersler ve kelime ezber

www.ingilizceders.biz

 

ANA SAYFA                        Adverbial Clauses

Diğer Gramer Konular

Adverbial Clause  of Result

 

Adverbial Clause  of Time

 

Adverbial Clause  of  Reason

Adverbial Clause  of Condition

 

Adverbial Clause  of Purpose

 

Adverbial Clause  of Manner

Adverbial Clause  of Contrast

 

Adverbial Clause  of Place

 

Adverbial Clause  of Proportion

 Modals, relative clauses

Noun Clauses, Articles, Pronouns,Adjectives, adverbs , pronouns, gerund ingfinitive Active Passive

 

 

 

 

 

 

Adverbial Clauses of Condition (Şart Cümleleri)

 

Conditional Sentences (If Clause Type 1) (Şart Cümleleri / 1. Tip Şart Cümleleri)

 

Şart cümlelerinde iki kısım vardır: Birinci kısım “if-clause” (şart cümleciği), ikinci kısım “main clause” (ana cümle)dir. 1. Tip şart cümleleri, şimdi veya gelecekte ne olacağını göstermek için kullanılır. Yapı şu şekildedir: Şart cümleciği geniş zaman olurken, ana cümle geniş zaman, gelecek zaman ya da yardımcı fiil (can, could, should, must, have to, may, might, will, vb.) kullanılmış bir cümle olabilir. Şart cümleciği ana cümleden önce veya sonra gelebilir. Eğer şart cümleciği cümle başında kullanılmışsa, cümlecik bitiminde mutlaka virgül kullanılmalıdır.

 

v       If we go by train, it will be cheaper. [i1] 

 

v       If he doesn’t hurry, he will be late.[i2]        

 

v       If the weather is rainy, we will stay at home. [i3] 

 

v       Who will you invite if you give a party? [i4]           

 

v       You should press the alarm button if  there is a fire. [i5]  

 

v       You can go out if you don’t have to study.[i6]        

 

Bazı şart cümleleri genel doğruları ifade ederler. Böyle olduğunda şart cümlesi Geniş Zamanda, ana cümle ise ya geniş zamanda ya da emir kipinde (imperative) olur. Şart cümlesi bir şarta bağlı olarak mevcut durumu, ana cümle de bu durumun sonucunu gösterir.”If” cümlesi cümlenin başında yer aldığında, cümle bitiminde virgül kullanılır.

 

v       If I get up early, I get to school on time[i7] 

 

v       If you heat water, it boils.[i8]          

 

v       I don’t understand the lesson if I don’t study[i9] 

 

v       If the TV doesn’t work, push this botton[i10] .         

 

                      

Bazı şart cümleleri gerçek olan bir durumu anlatmak için kullanılır. Böyle olduğunda şart cümleciğinde (if clause) “Şimdiki Zaman”(Present Progressive)  ve “Present Perfect”(Şimdiki Bitmiş Zaman) kullanılır. Ana cümlede de (main clause) “Gelecek Zaman”, “emir cümlesi”, ya da “Yardımcı Fiil” (modal) kullanılabilir.

 

v       If you are seeing the doctor at 10:00, you’ll need to leave now.[i11]                   

 

v       Please exchange these shoes if you are going to the mall.[i12]                                                    

 

 

v       If you haven’t decided on a vacation yet,         go to Kuşadası.[i13] 

 

                                                    

v       Can you tell Sylvia that she can leave early if she’s finished her work?[i14]                                           

 

If Clauses (Unreal Past Condition) (Gerçekleşmesi Mümkün Olmamış Koşullar)

 

Bu tip şart cümlelerinde “if” ’li cümlecik Geçmiş Zaman halinde, ana cümledeki fiil Geçmiş Şart Yapısında, yani “would” ile kullanılmış durumdadır. Bu yapı gerçek olmayan, mümkün olmayan veya muhtemel olmayan durumlardan bahsederken kullanılır. “Yüz milyon dolarım olsaydı...(ki yok).” türündeki şart cümleleri gerçekleşmesi mümkün görülmeyen, sadece olması bir an için hayal edilen bir durumu gösterirler. Bu tipte fiil Geçmiş Zaman olduğu halde geçmişle ilgili değildir. Şimdiki durumu belirtir. “To be” eylemi, “second conditional” formunda kullanıldığında, '’were” olarak kullanılır. Bundan başka “unreal conditional” birkaç durumda kullanılır.

 

 

Varsayım, bilinen gerçeklere aykırı olduğu zaman:

 

v       If I lived near my office I’d be in time  for work. [i15]                                                       

 

if cümleciğindeki eylemin gerçekleşmesi umulmuyorsa:

 

v       If I dyed my hair blue everyone would laugh at me.[i16]                                                              

 

Şu an ve gelecek için hayali durumlarda

 

v       If I had a map I would lend it to you.[i17]                 (Fakat haritam yok dolayısıyla veremiyorum. Bu cümlede şimdiki zaman anlamı vardır.)

 

v       If he studied more, he would pass the exam.[i18]               

 

v       I would lower taxes if I were the President.[i19]                

 

v       They would buy a new house if they had more money.[i20]                                                          

v       If I were a carpenter, I would build my own house.[i21]                                       

 

v       If I were you, I wouldn't drive so fast.[i22]                         

If Clauses: Past Unreal Conditional (Şart Cümlecikleri: Yerine Getirilemeyecek Koşul)

 

Şart (if) cümleciğindeki fiil “Geçmişte Bitmiş Zaman” (Past Perfect Tense) yapısında, ana cümledeki fiil ise “miş’li şart (perfect conditional)” yapısındadır. Zaman geçmiş zamandır. Koşul gerçekleşemez; çünkü şart cümleciğindeki eylem gerçekleşmemiştir.

 

v       If I had known that you were coming I would have met you at the airport.[i23]                          (Fakat bilmiyordum ve gelmedim.)

 

v       If we had had another referee, we would have won the match. [i24]        

(Ama kazanamadık.)

 

v       They could have played ball if they had finished          their work.[i25]                                                    

 

 

Şart cümlecikleri değişik şekillerde kurulabilir, “if” dışında farklı yapılarda da anlatılabilir. Cümlenin başında veya sonunda kullanılabilirler. Başta kullanılırlarsa diğer cümle virgül ile  ayrılır, sonda kullanılırsa virgüle gerek yoktur.

 

 

Provided that / Providing (that)  … şartıyla, …kaydıyla

 

v       I can afford to have a holiday providing (provided) that I earn fifty pounds a day.[i26] 

v       You can borrow the car provided that you promise to drive carefully.[i27] 

 

v       We'll be there at about 7.30, provided/providing (that) there's a suitable train[i28] 

 

 

In the event that  ... durumunda

 

v       In the event that it doesn’t rain, the party will be held outdoors.[i29] 

 

v       In the event that the police ask you your address, you are not legally bound to give it.[i30] 

 

 

In the event of  ... durumunda (Kendisinden sonra isim veya gerund alır)

 

v       In the event of a strike, the army will take over responsibility for firefighting[i31] 

 

 

Unless  -mezse, -mazsa, -medikçe, -madıkça

 

v       We will not buy the house unless it has four rooms.[i32] 

 

v       You can't get a good job unless you've got experience.[i33] 

 

v       I can't let you in unless you give the password[i34] 

 

v       They threatened to kill him unless he did as they asked[i35] 

 

In case   …halinde, …durumunda

 

v       In case you bump into Jack, tell him to come to the office.[i36] 

 

v       The party is going to be outdoors, so we'll need to organize somewhere as a backup in case it rains[i37] 

 

In case of   …halinde, …durumunda (Kendisinden sonra isim veya gerund alır)

 

v       We still have a reserve of food in case of emergency[i38] 

 

 

As long as /so long as    olduğu sürece, olursa

 

v       She can come in as long as she promises to keep silent.[i39] 

 

v       I don't foresee any difficulties so long as we keep within budget[i40] 

 

v       I don't mind having a dog in the house so long as it's clean[i41] 

 

v       As long as the criticism is honestly given and doesn't get personal, I can mind it.[i42] 

 

 

Assuming that     farz etki, olursa

 

v       Assuming that the journey is likely to take a full day, we may except him any minute[i43] 

 

 

Supposing (that)   farz etki, olursa

 

v       We'd love to come and see you on Saturday, supposing (= if) I don't have to work that day[i44] 

v       Suppose we miss the train - what will we do then?[i45] 

 

 

 

Only if    tek şartla

 

v       He's welcome to come along, only if he behaves himself[i46] 

 

v       I will let you go only if you tell the truth.[i47] 

 

 

Even if   olsa bile

 

v       Even if you take a taxi, you'll still miss your train[i48] 

 

v       Even if she didn't want to send a present, she could at least have sent a card[i49] 

 

v       You've got to appear (to be) calm in an interview even if you're terrified underneath[i50] 

 

 

 

whether...or (used to introduce two or more possibilities) it is not important if

 

v       I'm going, whether she likes it or not.[i51] 

 

v       Someone's got to tell her, whether it's you or me.[i52] 

 

v       Let's face it - you're going to be late whether you go by bus or train.[i53] 

 

 

If it weren't for

 

Bu yapı olayın bir başka olayı değiştirdiğini / etkilediğini göstermede "olmasa" anlamında kullanılır. Anlam şimdiki zamandır.

 

v       If it weren't for his wife's money, he'd never be a boss. [i54]  (ama şu an patron)

 

v       If it wasn't for the life jacket, I would have drowned.[i55] 

 

v       If it weren’t airplanes, it would take a lot of time to go to the USA.[i56] 

 

 

 

 If it hadn't been for

 

Bu yapı olayın bir başka olayı değiştirdiğini / etkilediğini göstermede "olmamış olsa" anlamında kullanılır. Anlam geçmiş zamandır

 

 

v       If it hadn't been for your help, she could have gone to prison.[i57]  (ama gitmedi)

 

 

v       If it hadn’t been for the rain, we could have had a good time[i58] .

 

 

 But for

 

If it hadn't been for yapısı ile aynı anlamı taşır.

 

v       But for you, I could have given up long ago.[i59]  (geçmiş bir olay)

 

v       But for his pension, he would starve.[i60]  (şu an)

 

www.ingilizceders.biz

 

ANA SAYFA                        Adverbial Clauses

Diğer Gramer Konular

Adverbial Clause  of Result

 

Adverbial Clause  of Time

 

Adverbial Clause  of  Reason

Adverbial Clause  of Condition

 

Adverbial Clause  of Purpose

 

Adverbial Clause  of Manner

Adverbial Clause  of Contrast

 

Adverbial Clause  of Place

 

Adverbial Clause  of Proportion

 Modals, relative clauses

Noun Clauses, Articles, Pronouns,Adjectives, adverbs , pronouns, gerund ingfinitive Active Passive

 

 

 


 [i1]Eğer trenle gidersek daha ucuz olur.

 [i2]Eğer o acele etmezse geç kalacak.

 [i3]Eğer hava yağmurlu olursa, evde kalacağız.

 [i4]Eğer parti verirsen kimi davet edeceksin?

 [i5]Eğer bir yangın olursa bu alarm düğmesine basmalısın.

 [i6]Eğer çalışmak zorunda değilsen, dışarı çıkabilirsin.

 [i7]Erken kalkarsam, okula zamanında varırım.

 [i8]Eğer suyu ısıtırsan, kaynar.

 [i9]Eğer çalışmazsam, dersi anlamam.

 [i10]Eğer TV çalışmıyorsa, bu düğmeye bas.

 [i11]Eğer doktorla saat 10’da görüşeceksen şimdi çıkmalısın.

 [i12]Eğer süpermarkete gideceksen lütfen bu ayakkabıları değiştir.

 [i13]Eğer tatil konusunda karar vermediysen Kuşadası’na git.

 [i14]Sylvia’ya, eğer işini bitirdiyse erken çıkabileceğini söyler misin?

 [i15]Büroma yakın otursam işe zamanında varırdım.

 [i16]Saçımı kırmızıya boyasam herkes bana güler.

 [i17]Bir haritam olsa onu sana ödünç veririm  … olsaydı … verirdim.

 [i18]Daha fazla çalışsa sınavı geçer.

 [i19]Ben başkan olsam vergileri düşürürdüm.

 [i20]Daha fazla paraları olsa yeni bir ev alırlar.

 [i21]Eğer bir marangoz olsaydım kendi evimi yapardım.

 [i22]Eğer senin yerinde olsam, bu kadar hızlı sürmem.

 [i23]Geleceğini bilseydim seni havaalanında karşılardım.

 [i24]Eğer bir başka hakem olsaydı, maçı kazanırdık.

 [i25]İşlerini bitimiş olsalardı, top oynayabileceklerdi.

 [i26]Günde elli sterlin kazanırsam (kazanmak şartıyla),  tatil parasını karşılayabilirim.

 [i27]Dikkatli süreceğine söz verirsen arabayı ödünç alabilirsin.

 [i28]Uygun bir tren olması şartıyla orada 7.30 gibi olacağız

 [i29]Yağmur yağmaması durumunda parti dışarıda düzenlenecek.

 [i30]Polisin adresini sorması durumunda, yasal olarak vermek zorunda değilsin.

 [i31]Grev durumunda ordu yangın söndürme görevini üstlenecek.

 [i32]Evin dört odası yoksa / olmadıkça onu satın almayacağız.

 [i33]Tecrüben olmadıkça iyi bir iş bulamazsın

 [i34]Parolayı söylemedikçe seni içeri alamam

 [i35]İstedikleri gibi yapmazsa onu öldüreceklerini söylediler.

 [i36]Jack’e rastlarsan, ona büroya gelmesini söyle.

 [i37]Parti dışarıda olacak bu yüzden yağmur yağar diye tedbir olarak bir yer ayarlayacağız.

 [i38]Acil durumda yiyecek stokumuz var.

 [i39]Sessiz olacağına söz verirse içeri girebilir.

 [i40]Bütçe sınırlarında kaldığımız sürece her hangi bir zorluk öngörmüyorum.

 [i41]Temiz olduğu sürece evde bir köpek olmasında bir sakınca görmüyorum.

 [i42] Dürüstçe yapıldığında ve kişiselleştirilmediğinde eleştiri de bir sorun görmem.

 [i43]Gezi bir tam gün sürecekse onu her an çıkartabiliriz.

 [i44]O gün çalışmak zorunda olmadığımı farz edersem Cumartesi seni görmeye gelmek isterim.

 [i45]Farz etki treni kaçırdık o zaman ne yaparsın?

 [i46]Uslu olması şartıyla bizimle gelebilir.

 [i47]Sadece gerçeği söylemen şartıyla dışarı çıkmana izin veririm.

 [i48]Taksi tutsan bile trenini kaçıracaksın

 [i49]Hediye göndermek istemese bile en azından bir kart gönderebilirdi.

 [i50]İçinden korkmuş olsan bile mülakatta sakin görünmelisin.

 [i51]İstese de istemese de gidiyorum

 [i52]Sen ya da ben biri ona söylemeli.

 [i53]Şu kabullenelim ki ister otobüsle ister trenle git geç kalacaksın.

 [i54]Eşinin parası olmasa asla bir patron olamaz.

 [i55]Can yeleği olmasa, şimdi ölmüş olurdum.

 [i56]Uçaklar olmasa ABD’ye gitmek çok zaman alırdı.

 [i57]Yardımın olmamış olsaydı hapse gidebilirdi.

 [i58]Yağmur olmamış olsaydı, iyi vakit geçirebilirdik.

 [i59]Sen olmasaydın uzun süre önce vazgeçerdim.

 [i60]Emekli maaşı olmasa, açlıktan ölür.



ÝNGÝLÝZCE VÝDEO DERSLER VE KELÝME EZBER
Ýngilizce video dersler ve kelime ezber