|
ANA SAYFA Adverbial Clauses |
Diğer Gramer Konular |
||
|
|
|
|
Noun Clauses, Articles, Pronouns,Adjectives, adverbs , pronouns, gerund ingfinitive Active Passive
|
Adverbial Clause of Result (sonuç)
So + adjective + that
v Their dog was so fierce that no one dared to come near it. [i1]
v Edward was so excited that he couldn’t sleep last night.[i2]
So + adverb + that
v The snow fell so fast that our footsteps were soon covered up. [i3]
v His speech went on so long that people began to fall asleep.[i4]
v Our neighbours play their radio so loudly that we can’t sleep.[i5]
So + adjective + a\an Noun + that
v It is so good a story that I’ll never forget it.[i6]
v He is so honest a man that he never tells lies[i7]
So + many\little\much\few + Noun +that
“Many” ve “Few” sayılabilir isimlerle kullanılır.” Little” ve “much” ise sayılamayanlarla kullanılır.
v There was so much dust that we couldn’t see what was happening. [i8]
v He made so many mistakes that I’m really disappointed.[i9]
v He made so few mistakes that we are all surprised.[i10]
v She has so little patience that he can’t tolerate any noise.[i11]
Such + adjective + Noun + that
v They had such a fierce dog that no one dared to go near their house. [i12]
v He spoke for such a long time that people began to fall asleep. [i13]
v They are such careful students that they rarely make mistakes.[i14]
v He writes with such great care that he rarely makes mistakes[i15]
to be + such that
v His courage is such that even his enemies admire him.[i16]
v Her patience is such that you can never see him shouting.[i17]
[i1]Köpekleri öyle azgındı ki, kimse yanına yaklaşmaya cesaret edemiyordu.
[i3]Kar öyle hızlı yağıyordu ki, ayak izlerimizin üstü az sonra kapanıyordu.
[i4]Konuşması öyle uzun sürdü ki, millet uyuklamaya başladı.)
[i5]Komşularımız öyle sesli radyo çalarlar ki, uyuyamayız.
[i6]Öyle güzel bir hikaye ki asla unutmayacağım.
[i7]Öyle dürüst adamdırki asla yalan söylemez.
[i8]Öylesine çok toz vardı ki, ne olup bittiğini göremiyorduk.
[i9]O kadar çok hata yaptı ki hayal kırıklığına uğradım.
[i10]O kadar az hata yaptı ki hepimiz şaşırdık.
[i11]O kadar az sabrı var ki gürültüye katlanamaz.
[i12]Öyle azgın bir köpekleri vardı ki, kimse onların evine yaklaşmaya cesaret edemiyordu.
[i13]Öyle uzun konuştu ki, millet uyuklamaya başladı.
[i14]O kadar dikkatli bir öğrenciler ki nadiren hata yaparlar.
[i15]O kadar dikkatli yazı yazar ki nadiren hata yapar.
[i16]Cesareti öyledir ki düşmanları bile ona hayran olur.
[i17]Öyle bir sabrı vardır ki onu bağırırken asla göremezsin.